Katılım Sigortacılığı

Katılım Bankacılığının gelişimi Ülkemizde seksenli yılların başında konvaksiyonel bankacılığın alternatifi olarak ortaya çıkmıştır. Amaç faizden farklı olarak kar / zarar ortaklığına katılım esasını öngörmektedir. Aynı şekilde sigortacılık alanında da hassasiyeti olan kişiler içinde faizsiz sigortacılık yapan şirketler ortaya çıkarak bu alanda ki boşluğu doldurmaya çalışmışlardır. Yasal bir düzenleme olmamasına rağmen katılım sigortacılığı yapmaya çalışmışlardır.

Katılım sigortacılığı, Katılımcıların kendileri ile diğer katılımcıların tazminat ve/veya birikim ödemelerine ilişkin taleplerinin karşılanmasını sağlaması için  oluşturulan risk fonuna katkıda bulunarak bir prim havuzu ile fon oluşturulur. Söz konusu bu fonunun sigortacılık faaliyeti yapmasına izin verilmiş bir sigorta şirketi tarafından katılım finans ilkelerine uygun olarak yönetilmesi ve ortak risk paylaşım esaslarına dayanan sigorta şirketi tarafından yönetilmesi gereklidir. Bu sistemde, toplanan paralar fon havuzunda birikir ve katılımcıların zararları bu havuzdan ödenir. Burada biriken fonları aynı katılım bankacılığında olduğu gibi faiz getirisi olmayan yatırım alanlarında değerlendirerek nemalandırılması gereklidir. Yıl sonunda elde edilen kazanç havuzdaki katılımcılara payları oranında tekrar dağıtılması gereklidir.

Katılım sigortacılığı esaslarına göre faaliyet gösteren sigorta şirketleri iki ayrı yönetim modeli ile çalışacaklardır. Ayrıca bunu yönetim modelinden hangisi ile çalıştığını sigorta poliçelerinde mutlaka göstermesi gereklidir.

Vekâlet Yönetim Modeli: Şirketin, risk fonunun yönetimi ile sigortayla ilgili diğer teknik ve yasal işlemleri karşılığında vekâlet ücreti aldığı modeldir. Bu modelde sigorta şirketi ile katılımcılar arasında bir vekalet sözleşmesi imzalanacak ve sigorta şirketi ücretini bu vekalet ücretinden karşılayacaktır.

Vekâlet/Mudarebe Karması (Hibrit) Modeli: Şirketin, risk fonu yönetimi ile sigortayla ilgili diğer teknik ve yasal işlemler karşılığında vekalet ücreti aldığı, teknik karın tamamının katılımcılara dağıtıldığı fakat yatırım karının katılımcı ile şirket arasında önceden belirlenmiş bir oran üzerinden paylaşıldığı modeldir. Bu modelde ise katılımcılardan toplanan primler fona aktarılacak. Toplanan bu fondan masraf ve hasar ödemeleri yapılacaktır. Tüm ödemeler yapıldıktan sonra kalan miktar, katılım esaslarına uygun yatırım araçlarında nemalandırılacaktır. Bu modeli benimseyen sigorta şirketleri de elde edilen kâr veya zarara bu çerçevede katılacaklardır.

Katılım sigortacılığı faaliyetinde bulunacak şirketlerin bir danışma kurulu oluşturması zorunlu hale getirilmiştir. Danışma kurulu, şirketin yönetim kuruluna bağlı olarak faaliyet gösterecek olmakla birlikte şirketin yatırım faaliyetlerini, uygulanan politika ve prosedürlerini, katılım sigortacılığı ve katılım bankacılığı ilkelerine uygun bir şekilde yürütülmesi için çalışmalar yapacaktır. Dileyen şirketler bu faaliyeti dışarıdan hizmet alımı yaparak da gerçekleştirebileceklerdir.

Mevzuatımızda açıkça yer almamasına rağmen, bugüne kadar bazı sigorta şirketleri tarafından “pencere usulü” ile yürütülen faaliyetler artık tek bir yasal zemine oturtarak faklı işleyişlerin önüne de geçmiş olacaktır. Pencere usulü ile sigorta şirketleri ayrı bir şirket kurmak yerine kendi bünyelerinde katılım sigortacılığı yapmasına olanak sağlıyordu. Bu yönetmelik ile şirketlere üç yıl içerisinde katılım sigortacılığı prensiplerine uygun hale gelmek zorunda kalmışlardır. Farklı işleyişleri ortadan kaldırarak hukuki bir zeminde faaliyet göstereceklerdir.

Yönetmeliğin Aralık ayında yürürlüğe girmesi ile birlikte sigortacılık alanında ki bu yeni süreci de yakından takip edeceğiz…

Sigorta Sektörü Insurtech ile Gelişecek

fatih-acer-resimDünyada her şey hızla değişmekte ve hiçbir şey dünle aynı kalmamaktadır. Özellikle teknoloji alanındaki değişimler inanılmaz bir hız ile sürmektedir. Dijital çağ ile birlikte online yaşamaya başlayan kullanıcıların; gündelik yaşantıları oldukça kolaylaşmış ve birçok sektörün işleyiş şekli değişmiştir.

Bu noktada sigorta sektöründe devrim niteliğinde projelerin doğmasını sağlayacak bir kavramdan bahsetmek istiyorum, InsurTech. Bize bahşedilen hayat, bu hayatı sürerken kazandığımız maddi ve manevi değerler olduğu sürece hayatımızın bir parçası olan sigorta; teknoloji ile birleşerek hayatımıza yenilikler katacak.

Insurtech nedir; Sigortacılar (sigorta şirketleri, acenteler, brokerlar, bankalar) ve sigortalıların hayatlarını kolaylaştıracak, risklerini minimize edecek, tüm inovatif teknolojiler, high tech teknolojilerin geliştirilmesine, mentorluk, fon, tecrube yani maddi manevi destek sağlayan, sınırsız fırsatlara sahip bir sistemdir.

Sigorta şirketleri; kasko poliçesi için aracınızın yaşı, sigortalı bilgileri ve hasarsızlık gibi kriterler üzerinden hesaplama yapıyor ve bu sorular sigorta poliçesinin fiyatında etkin oluyor. InsurTech ise; Internet of Things uygulamaları ile , aracınızın ve sizin davranış/kullanım analizinizi yaparak, risklerinizi tespit edip, risk oluşumlarını da minimize edecek şekilde size özel daha doğru sigorta poliçesi önerecek projeleri destekleyerek, sektörün gelişmesine katkı sağlayacaktır.

Sigortacılığın geldiği bu son sistemde amaç müşterinin ihtiyaçlarını karşılayacak, risklerini kapatacak nitelikte eksiksiz olarak sigorta hizmetlerinin sunulmasıdır. Sektörün büyümesi ve gelişmesi için Sigorta şirketleri artık yenilikçi , inovatif ve eksiksiz hizmet sunmak zorundadırlar.

İşine önem veren, hizmeti nasıl sunacağını iyi bilen yenilikçi girişimciler, işlerini InsurTech ile doğru modelledikleri takdirde sigorta sektörünün gelişmesinde büyük faydalar sağlayabilir, global arenada ilgi odağı olabilirler ve şirket değerlerini milyonlara hatta milyar dolara yükseltebilirler.

Dünyada InsurTech alanında en büyük atılım yapan ülkeler ABD, İngiltere, Almanya ve Hollanda. Hükümetin ve lider sigorta şirketlerinin desteklediği bu startup’lar çok büyük hacimli işler yapıyor. Hatta reasürans şirketleri bile InsurTech atılımı yapıyor.

Örneğin; Dünyanın lider sigorta şirketlerinden Axa’nın desteğiyle İngiltere’de faaliyete geçen Insurtech firması Trov, kamera, bilgisayar ya da telefon gibi kişisel eşyalara sigorta güvencesi sunuyor. Akıllı telefonlar üzerinden hizmet sunan Trov’un CEO’su Scott Walchek “Riski an be an takip ediyoruz. Siz bir şeyi açtığınız anda sigortanız da devreye giriyor, kapadığınızda da anında kapanıp kullandığınız süre hesaplanıyor. Fiyatlama bu kullanım süresi üzerinden yapılıyor” dedi. Trov şirketi 5 yıldır Avusturalya’da hizmet veriyor, İngiltere’de faaliyete geçti ve bu sene içerisinde de ABD’de hayata geçmeyi planlıyor.

Diğer bir örnek ise Lemonade, ABD yatırım şirketlerinden sigorta alanında bu güne kadar yapılmış en ciddi fon desteğini alıyor. Ortalama otuz saniye içerisinde teklif sunan bu sistem, hasar ödemelerini ise üç dakikada gerçekleştirmeyi taahhüt ediyor. Lemonade yapay zekadan ve dijital teknolojilerden yararlanıyor. Chat bot ile hizmet sunan Lemonade müşterilerinin tek yapması gereken bu chat botlar ile yazışarak kendisine uygun sigorta teklifine ulaşmak. Chat botlar gerekli bilgileri alıp müşteriye sigorta seçeneklerini sunuyor. Kendisine uygun teklife ulaşan müşteri, kredi kartı ve mobil imza ile sisteme kaydolup, poliçesini satın alabiliyor.

Ya da Bought by Many; Şirket iyileşme aşamasındaki kanser hastalarının seyahat sigortası yaptırabilmesi gibi büyük sigorta şirketlerinin hiç dokunmadığı alanlara girecek. Bu firma yatırımcılardan 12.5 milyon İngiliz sterlini yatırım aldı.

InsurTech start-upları sadece kullanıcı dostu bir yaklaşım sergilemekle kalmayıp aynı zamanda sigorta müşterisiyle yakın bir ilişki kurarak; risk önleme, uyarma, yönlendirme gibi hizmetlerle hem sigorta şirketlerinin uğradıkları zararların önüne geçilmesini sağlayacak hem de müşterinin her açıdan korunduğu bir hizmet sunulmuş olacak. Geliştirilen start-up’lar Kaza, Sağlık, Yangın gibi alanlarda akıllı cihazlar yoluyla oluşabilecek riskleri tespit ederek kontrol altına alıp, sıfıra indirme hedefindedirler.

Türkiye’de yeni yeni konuşulmaya başlanan InsurTech ile hareketlenecek bir diğer kavram ise Blockchain (blok zinciri). Müşteriler ve aracıları ortak bir platformda buluşturmayı amaçlayan Blockchain dijital hesap defteri ile güvenli ve bir kuruma bağlı kalmadan kullanıcılar tarafından işlemlerin kontrol edilmesini sağlayan bir veri tabanıdır. İşlemlerin güvenilir ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayarak daha etkili ve üretken bir ortam yaratıyor. Şirketlerin evrak ve diğer firmalarla yaptıkları işlemlerin maliyetlerini ve karışıklığını da en minimize ederek işlemlerin hızlı yapılmasını sağlıyor. Gelen talepler Blockchain altyapısında otomatik bir süzgeçten geçerek akıllı sözleşmelerin oluşmasını da sağlıyor. Tedarik zinciri, ürün yaşam döngüsü, güvenli veri depolama, şeffaf veri paylaşımı gibi alanlarda kullanılabilecek Blockchain teknolojisi; dünyadaki tüm teknoloji firmaları, girişimler ve devletlerin ilgisini çekmiş durumda.

FinTech yapısında giderek etkisi artan, sahtekarlık ve dolandırıcılıklara engel olması beklenen Blockchain teknolojisinin Fintech ve InsurTech girişimleri ile etkisini arttırması bekleniyor. Zamanla değerinin daha çok anlaşılacağı belirtilen blockchain’in birçok alanda katma değerli ürün ve hizmetin ortaya çıkmasına yardımcı olacağı düşünülüyor.

Sigorta sektörünün geleceği InsurTech ile yön bulacak. Dünyada teknolojik olarak bu tarz çözümlerin sayısı her geçen gün artarken, yenilerinin hayatımıza daha çok gireceği bir dönemin tam eşiğindeyiz. Eğer elinizde başarı potansiyeli yüksek bir proje varsa bu proje ya yeni ya da var olanı daha iyi şekilde üretilebiliyorsa InsurTech ile bunu çok hızlı gerçekleştirebilirsiniz. Dünyada InsurTech yatırımlarının yüzde 47’lik bölümü çekirdek ve melek yatırım aşamasında gerçekleşmiş. Siz de projeniz için bir melek yatırımcı bulabilirsiniz, hatta projeniz sigorta sektöründe belli bir yer edinecek gerekli niteliklere sahip hale gelirse sizin bulmanıza gerek kalmadan yatırımcılar sizi bulacaktır.

Ülkemiz ve kendimiz için yapılabilecek çok şey var. Biraz cesaret, biraz motivasyon ve bol bol teknoloji ve yaratıcılık! Hedefi belirleyip o hedef doğrultusunda çalışmak İşte global büyümenin ve başarının sırrı bu. Bu tarz girişimler yaratıp melek yatırımcıların dikkatini çektiğimiz sürece sigorta sektörü dünyadaki örnekleri gibi ülke ekonomisini canlandıracak en sağlam lokomotif haline gelecektir.

Ülkemizde InsurTech; geçtiğimiz yılları FinTech (finans teknolojileri) gölgesinde geçirdi. Finansal teknoloji ekosistemini aynı çatı altında toplayarak genişletmek amacıyla kurulan “FinTech İstanbul” Platformu bu konuda InsurTech için de iyi bir örnek oldu. FinTech Istanbul’da 200’den fazla girişim ortaya çıktı ve bu girişimlerin 2016 yılında gerçekleştirdikleri işlem hacmi 15 milyar dolara yaklaştı. 2017 yılında ise Insurtech atılım yapmaya hazırlanıyor. Bir kaç ay içerisinde Insurtech tanıtım etkinlikleri Ülkemizde başlayacak.

Özetle dijital çağ bizden, yeni datalar üretmemizi, bu datayı incelememizi ve elimizdeki bilgi ve veriler ışığında yaratıcı ve yenilikçi çözümler üretmemizi istiyor.

Biz de AcerPro olarak; banka ve sigorta sektöründe geliştirdiğimiz projeler ve yenilikçi yazılım çözümleriyle bu güne kadar sigorta sektörünün destekçisi olduk. Dünyada yaşanan gelişmeleri yakından takip edip; ülkemizin, sigorta şirketleri, Bankaları, Broker ve acentelerimizin son trendleri yakalamaları adına hep yanlarında bulunduk. Farkettik ki tecrubelerimiz bir çok ülkeye de ışık tutacak seviyeye gelmiş, bizde İsviçre’de de kurduğumuz şirketimizle, Bankasurans ve Dijital sigortacılık alanlarında projeler üretmeye başladık. Hedefimiz Dünyanın en büyük dijital sigorta platformlarını üreten yazılım şirketi olmaktır. Bu hedefe ulaşabilmek adına InsurTech uygulamalarını geliştirmek; Türkiye’de, İsviçrede başta olmak üzere , dünyada bu alanda öncü olmak istiyoruz. Siz değerli okurların da bu konuda mevcut start-up fikir veya projeleriniz varsa; harekete geçebilmek adına bizlerle iletişime geçebilir, bu alanda ilerleme kaydeden diğer kanallarımızla tanışabilir ve hem ülkemize hem sigorta sektörüne hem de firmanıza değer katabilirsiniz.

İnsana ve teknolojiye yapılan yatırımlar, firmanızı geleceğe taşıyacak, büyütecek en büyük yatırımlardır.

Fatih ACER
Yönetim Kurulu Başkanı
AcerPro Bilişim Teknolojileri A.Ş.

Otomatik Katılım Sistemi Nedir?

zafer1-2Bireylerin emeklilik dönemleri geldiğinde çalıştıkları dönemdeki yaşam standartlarını sürdürebilmeleri amacıyla ikinci emeklilik geliri sağlamayı amaçlayan Bireysel Emeklilik Sisteminde devrim niteliğinde bir kararla 01.01.2017 tarihinden itibaren 45 yaşını aşmamış çalışanlar sisteme otomatik olarak dahil olacaklardır. Böylece ülkemizde de, Dünya’da uygulamaları başlamış olan Otomatik Katılım Sistemi (Auto Enrollment) yerini almıştır.

Yeni sistem ile, kişilerin çalışma döneminde sahip oldukları hayat standartlarını emeklilik döneminde de koruyabilmek için, emekliliğe yönelik tasarrufu teşvik etmektedir.Türk vatandaşı ya da 29 Mayıs 2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 28. maddesi kapsamında olup, Kanun’un yürürlüğe gireceği tarihte 45 yaşını doldurmamış olan kişilerden, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/a (Sosyal Sigortalar Kurumu’na bağlı çalışanlar) ve 4/c (Emekli Sandığı’na bağlı devlet memurları) maddelerine göre mevcut çalışanlar ve yeni işe başlayanlar otomatik katılım kapsamında yer alacak olup kademeli bir geçiş öngörülmüştür. Çalıştırdıkları çalışan sayısına göre aşağıdaki tabloda belirtilen tarihte çalışanlarını bireysel emeklilik sistemine otomatik olarak dahil edecektir.

Çalışan Sayısı Otomatik Katılım Kapsamına Dahil Edileceği Tarih
1.000 ve üzeri 01.01.2017
250 – 999 arası 01.04.2017
100 – 249 arası 01.07.2017
50 -99 arası 01.01.2018
10 – 49 arası 01.07.2018
5 – 9 arası 01.01.2019

Sistemin İşleyişi ve Getireceği Avantajları Nelerdir?

• SGK tarafından belirlenen prime esas matrahın %3’üne karşılık gelen katkı payı tutarı, maaşın yattığı günü takip eden iş gününün sonuna kadar işveren tarafından, Otomatik Katılım hesabına aktarılacaktır.
• Otomatik Katılım Sistemine dahil olan çalışanlara, başlangıçta bir kereye mahsus 1.000 TL ilave devlet katkısı verilecektir.
• Otomatik Katılım Sistemine dahil olan çalışanlar 2 ay içinde cayma hakkını kullanabilecekleridir. 1.000 TL lik bu katkı payı 2 aylık cayma süresinin sonunda sistemde kalmayı tercih etmesi halinde çalışanın BES hesabına eklenecektir.
• Otomatik Katılım Sistemine dahil olan çalışana, ayrıca katkı payının %25’i oranında devlet katkısı verilmeye devam edilecektir. Bu katkı halihazırda BES’i olanların yararlandığı Devlet Katkısına ek olarak hesaplanacak ikinci bir limit olacaktır.
• Taahhüt edilen devlet katkısı tutarları, çalışanın devlet katkısı ile ilişkili hesabına sözleşmenin sistemde kaldığı süreye bağlı olarak aşağıda belirlenen hak ediş oranlarında göre nakden ödenecektir.

Sözleşmede geçirilen süre Hak ediş oranı
3 yıldan 6 yıla kadar 15%
3 yıldan 10 yıla kadar 35%
10 yıl ve fazlası 60%
Emeklilik, vefat, maluliyet 100%

• Otomatik Katılım Sistemine dahil olan çalışanlara Emeklilik dönemlerinde ilave %5 Devlet Katkısı verilecektir.
• Sisteme başlarken Giriş Aidatı kesintisi alınmayacaktır. Ayrıca Ertelenmiş Giriş Aidatı kesintisi de yapılmayacaktır.
• Her katkı tutarından alınan Yönetim Gider kesintisi de olmayacaktır.
• Sadece ve sadece Fon İşletim Gideri Kesintisi yapılacaktır.

BES’iniz bol olsun..

ZAFER ÜNAL

Online Pazarlama

zafer1-2Teknolojinin bu denli gelişmediği dönemlerde pazarlama faaliyetleri için yüz-yüze temas büyük bir öneme sahiptir. Bu tip pazarlama ise belirli bir yatırımın -insan gücü, reklam faaliyetleri gibi- gelişim içerisinde olmasını zorunlu kılmaktadır. Günümüzde ise bu tip pazarlama faaliyetleri çok daha hızlı ve kolay olmaktadır.

Geçtiğimiz 10- 15 yılda internet üzerinden satış yapan firmaların sayısındaki hızlı artış, online platformlardaki pazarlama faaliyetlerinin gelişmesini sağlamıştır.
Online platformlar üzerinden yapılan satış/pazarlama doğru kullanıldığı takdirde daha hızlı ,çok daha az maliyetli, hem de daha kârlı sonuç vermektedir. Online pazarlama özellikle iletişim teknolojilerinin gelişim göstermesi ile yeni bir satış kanalı olarak hayatımıza girmiştir.

Online pazarlama ile şirketlere yeni bir tedarik zinciri, ürün dağıtım hizmeti, üretim maliyetinde azalma, doğrudan satış ve ekonomik açıdan yaşamsal alanlar gibi daha birçok fırsatı da beraberinde getirmiştir.

Online Pazarlama ve Sağladığı Yararlar;

Şirketlerin büyüklüklerine bakılmaksızın internet üzerinden yapılan pazarlama sayesinde, kendilerinden büyük rakipleriyle rekabet edip, büyük kârlar elde edebilmektedirler.

Online pazarlama, potansiyel müşteri kitlelerine ulaşma şansı yakalanmasını, bunu yaparken çok daha az maliyetlerle kârlılıkları artmaktadır. Yapılan CRM çalışmaları ile müşterilerin kişisel ihtiyaç ve zevkleri doğrultusunda ürünler geliştirilerek yapılan pazarlama faaliyetleri sayesinde müşteri memnuniyeti sağlanmış olacaktır.

Online satışın şirketlere sağlayacağı faydaları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz;

Geniş Pazar : E-ticaret sayesinde potansiyel müşteriler dünyanın herhangi bir yerinde olsa da pazara sunulan ürünler hakkında bilgi sahibi olabilir, satın alma işlemini yapabilecektir.

Müşteri Bilgileri Veri Tabanı : Müşterilerin alışveriş alışkanlıkları hakkında analizler yapılarak, satın alma alışkanlıklarına göre farklı pazarlama stratejileri geliştirmeleri sağlanacaktır.

Maliyetlerin Düşmesi : Doğru ve planlı bir şekilde yapılan pazarlama faaliyetleri sayesinde hedef kitlelere daha düşük maliyetle ürün pazarlayarak kârlılıklarını arttıracaktır.

7/24 Pazarlama: Online pazarlama sayesinde 7/24 pazarlama faaliyetleri yapılarak yılın tamamında satış yapılması sağlanmaktadır.

Online Satışın Dünya ve Türkiye’deki Durumu;

• Türkiye’de e-ticaretin 2015 yılı hacmi 25 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.
• E-ticaretin genel perakende içindeki payı ise 1,3’dür. Bu payın dünyada ortalaması yüzde 7’dir.,
• Türkiye’de 2016 yılı sonunda e-ticaret hacminin 31 milyar TL civarına, e-ticaretin toplam perakende alışverişlerine oranının da yüzde 2’ye çıkması beklenmektedir.

Kaynak: Positive a Digital Approach

Sonuç olarak; daha gidilecek çok yolumuz var…

ZAFER ÜNAL

Dijital Dünyanın Sigortacılığa Etkisi

B-gokhanHerkese tekrar merhaba, bu ay yazımızı 2016 yılı verileri ile harmanlamaya çalıştığımız Dijital Dünyanın Sigortacılığa etkisi başlığında irdelemeye çalışacağız.

Pwc’nin hem geçmiş dönem verileri hem de 2020’ ye kadar yaptığı öngörüleri incelediğimizde oldukça çarpıcı ve önemli bazı bilgilere ulaşıyoruz:

Günümüz sigortacılığında müşterilerle gittikçe daha fazla dijital iletişim kurmak, hem dikkat çekmek hem de ürün ve hizmetlerin öne çıkmasını sağlamak için kritik öneme sahip. Genel sigorta tüketicilerinin %70’i, artık ürün veya hizmetleri satın almadan önce araştırma yapmak için dijital bir platformdan (ürün karşılaştırma web siteleri, sigorta siteleri ve sosyal medya) yararlanıyor,

Aynı zamanda sigorta poliçesi satın alan müşterilerin %25’i internet üzerinden (internet cihazlarını veya mobil cihazları kullanarak) satın alma işlemini gerçekleştiriyor. Bununla birlikte, sosyal medya ve internet karşılaştırma siteleri sayesinde, müşterilerin ürün ve hizmetleri keşfetme ve karşılaştırma kabiliyetleri gittikçe gelişiyor,

Ankete katılan ve en az bir sigorta poliçesi almış kişilerin yaklaşık %65’ i sigortacılarına kendilerine en uygun hizmeti (daha geniş teminat daha ucuz prim) sağlamaları karşılığında kendileriyle ve yaşam tarzlarıyla ilgili daha fazla bilgi sunmaya hazır olduğunu gösteriyor,

Yine ankete katılanların yaklaşık %70’ i poliçe satın aldığı şirketten farklı bir sigorta şirketinin aplikasyonunu download etmeye gönüllü olduğunu gösteriyor.

Araştırma bu şekilde uzayıp gitmekle birlikte başta Avrupa ülkeleri olmak üzere neredeyse tüm Dünyanın dijitalleşme konusunda kat ettiği yolu gösteriyor. Bundan sonra bu yolun daha hızlı kat edileceği de aşikâr.

Türkiye’ de durum buna benzer ve Y kuşağı ve sonrasında gelişen dijital kuşağın da bu yolda ilerliyor olması bize önemli argünamlar sunuyor. Hazır konusu gelmişken Türkiye’ nin nüfusunun 2015 itibari ile 78 milyon 741 bin olduğu ve bu nüfusun içerisinde genç olarak adlandırabileceğimiz (15 – 24 yaş) yaklaşık 13 milyon kişi olduğu (%16,5) göz önüne alındığında teknolojiyi çok fazla kullanan bu kesimin geleceğin sigortacılığına da ışık tutacağı da tartışmasız bir şekilde karşımıza çıkmaktadır…

Biz sigortacılara düşen en önemli görevlerden bir tanesi de bu genç kuşağa oturdukları yerden tüm sorularına yanıt verebilecek ve akıllarında en ufak bir soru işareti bile bırakmayacak uygulamaları hazırlamak ve onları mümkün olduğunda doğru anlamak şeklinde olmalıdır. Hemen altta yer alan resme sadece dikkatli bakmayıp aynı zamanda dikkatli bir şekilde anlamaya da ihtiyacımız var:

dijital-dunyanin-sigortaciliga-etkisi

Dijital ile kalmaya devam edin…

Aralık 2016

GÖKHAN CAVKAYTAR

Bankasurans Nereye Koşuyor?

yunus-emre-yazicioglu-gorsel1Banka şubeleri kanalıyla sigorta ürünlerinin satılması yani “Bankasurans” ülkemizdeki üretim payını artırmaktadır. 2000’ li yıllarının başında %10 olan bu pay, son beş yıllık üretim verilerinde %22’ lere ulaşmış durumdadır. Şu anda acentelerin önemli aktör olduğu sigorta sektöründe yapılan yorumlarda bankasurans kanalının gelecek yıllarda sektör üretiminin %50’sini oluşturacağı ifade edilmektedir.

Aşağıdaki tabloda 2015 yılı ve 2016 prim üretim kanalları payları gösterilmiştir. Tabloda görüleceği üzere acentelerin üretim payları şu anda %60 – %62 seviyelerinde gerçekleşmektedir. Acentelerin sigorta üretimindeki payı 90’lı yıllarda %75 – %80 seviyelerinde olduğu, 2000’li yıların başında bu oranın %65’lerde gerçekleştiği ve tabloda belirtildiği üzere son dönemde bu oranın %60’lara gerilediği görülmektedir. 2016 yılı üretiminde zorunlu trafik primlerinin %80 seviyesinde prim artışı sağlaması acentelerin 2016 yılında da oranlarını korumasında etkili olmuştur.

 

 

Geçen aylarda SBM’nin internet üzerinden tüm sigorta şirketlerinin trafik poliçe fiyatı veren sistemi geliştirmesinden sonra yaşanan “Acenteler bitiyor mu?” tarzındaki tartışmalar, hızlı değişen piyasa koşulları ve teknolojik gelişmelerin tüm dağıtım kanallarını ne kadar etkileyebileceğini gösteren önemli bir göstergedir.

Sigorta sektörünün 2016 yılı üretimi incelendiğinde, ilk on aylık gerçekleşen prim üzerinden yapılan tahmin sonucunda, yıl sonundaki prim üretim toplamının yaklaşık 40 milyar TL olacağı tahmin edilmektedir. Bu üretimle birlikte bir önceki yıla göre prim artış oranı %30 olarak gerçekleşecektir. Geçmiş senelerde bu artış ortalama %15-20 seviyelerinde olduğu düşünüldüğünde 2016 yılı sigorta sektörü için iyi bir yıl olduğu söylenebilir.

 

Kaynak: http://www.tsb.org.tr/resmi-istatistikler.aspx?pageID=909
Not: 2016 yıl sonu verileri ilk on aylık gerçekleşmeler üzerinden tahmini olarak hesaplanmıştır.

Bununla birlikte bu büyümedeki en önemli payın zorunlu trafik sigortasında meydana gelen fiyat artışı olduğu unutulmamalıdır. Zorunlu trafik prim üretimi ayrıştırılarak yapılan aşağıdaki veride ülkemizde sigorta prim artışının %16’larda kaldığı söylenebilir. Bu rakamdan enflasyon payını ayrıştırdığımızda da büyümenin çok iyi bir oranda gerçekleşmediği söylenebilmektedir. 2016’nın bütün sektörler için zorlu bir yıl olduğu düşünüldüğünde, sigorta sektörünün zorunlu trafik sigortası üretimi dışında küçük bir büyüme gerçekleştirme sağladığı söylenebilir.

Kaynak: http://www.tsb.org.tr/resmi-istatistikler.aspx?pageID=909
Not: 2016 yıl sonu verileri ilk on aylık gerçekleşmeler üzerinden tahmini olarak hesaplanmıştır.

Genel sigorta verileri dışında bankasurans kanalının üretim detaylı incelendiğinde ise banka kanalından üretilen sigorta priminin bir önceki yıla göre %27 oranında büyüdüğünü ve bu üretim artışında her yıl olduğu gibi, bu yıl da hayat branşının etkisi olduğu görülmektedir. Genel olarak banka kanalında üretilen primin % 45’ini hayat sigorta primi oluşturmaktadır. İkinci sırada %15 oranıyla, krediye konu konut ve işyeri rehinlerine düzenlenen DASK ve konut paket poliçeleri gelmektedir. Bunun dışında TARSİM poliçeleri, makine, inşaat ve hırsızlık poliçelerinin bulunduğu, genel zararların oranı %14 olarak gerçekleşmektedir. Bankaların araç rehinleri için düzenlediği kasko poliçeleri %7, ve herhangi bir kredi teminatı sağlamadan oluşturduğu zorunlu trafik poliçesi prim payı ancak %3’tür. Banka kanalında zorunlu trafik sigortası artışı bir önceki yıla göre %150 olmasına rağmen, toplam sigorta prim üretimindeki payı ancak %2 den %3 e yükselebilmiştir.

Kaynak: http://www.tsb.org.tr/resmi-istatistikler.aspx?pageID=909
Not: 2016 yıl sonu verileri ilk on aylık gerçekleşmeler üzerinden tahmini olarak hesaplanmıştır.

Bu anlamda ülkemizde tüm sigorta priminde önemli katkısı olan, fakat hasar prim oranın yüksek olduğu, kasko ve zorunlu trafik poliçesinin acentelere göre, banka kanallarında çok düşük üretimi yapılması dikkat çekicidir.

Türkiye’de kasko ve trafik sigorta üretiminin %90’ı acenteler tarafından oluşturulmaktadır. Bankaların tüm prim üretiminde kasko ve trafik branşlarında üretim oranları %4 olarak gerçekleşmektedir. Kasko ve trafik poliçesi üretimi toplam sigorta primi üretimin %70’ini ifade etmekte olup hasar primi oranı yüksek olan bu branşlarda, sigorta üretiminin bu şekilde yüksek olması sigorta sektörünü düşük kârlarda çalışmasına neden olmaktadır. Son yıllarda sigorta şirketleri kasko ve trafik branşları dışında üretim sağlamak için önemli çalışmalar yürütülmekle birlikte bu konuda henüz başarı sağlanamamıştır. Bu anlamda bankasurans kanalıyla oluşturulan sigorta üretimleri sigorta şirketlerinin kârlarını arttırıcı etki yaratmakta ve sigorta şirketleri bankasurans kanalına daha çok ilgi göstermektedir.

Özellikle Avrupa Sigorta Sektörü incelendiğinde bankasurans kanalı yapısının önemi ortaya çıkmaktadır. Avrupa Sigorta sisteminde lokomotif etkisi olan ve sigorta şirketlerinin kârlılığına olumlu katkısı olan hayat poliçeleri Avrupa’da toplam sigorta priminin %50-%60’ına tekabül etmektedir. Bu oran ülkemizde ancak %10-%12 seviyesinde gerçekleşmektedir.

Bankalar, banka sigortası üretimleriyle hem krediye konu teminatlarını veya kredi kullanan müşterilerini sigorta ettirerek risklerini azaltmakta hem de “bankacılık hizmet gelirlerini” önemli ölçüde arttırmaktadır. Bankasurans’ın ülkemizdeki gelişiminde bu iki faktör de etkilidir. Bu faktörlerden birincisi; 99 yılı İzmit, Düzce depremiyle, kredi risklerinin açıkta kalabileceğinin görülmesi ve ikinci faktör de 2002 yılından sonra gelişen ekonomik süreçle birlikte daralan faiz, kâr payı oranlarının bankaları çapraz satış kanallarına yönlendirmesidir. Bu sayede bankalar düşen kârlarını arttırmak amacıyla sigorta ürünlerinin satışına yönelmiş, ve bankasurasın daha da fazla gelişimi sağlanmıştır.

Bugün ülkemizde düzenlenen hayat poliçelerinin %80’inin bankalar tarafından düzenlenmekte ve bu poliçeler krediye bağlı olarak düzenlenip müşteriye sunulmaktadır. Banka sektöründe bireysel kredilerin azaldığı dönemde, (2014 yılında) hayat sigortaları üretimi de azalmakta ve üretim düşmektedir. Bankalar verdikleri krediler dışında, krediye bağlı olmayan hayat, ferdi kaza, sağlık, konut sigortaların satışını arttırması halinde ilerleyen dönemlerde %20’lik üretim payının %50’ye gelmesi mümkün hale gelebilecektir.

Bankaların yaygın müşterine yine gelişmiş veri tabanı, teknolojik altyapı, kaliteli insan kaynaklarıyla sigorta satışını yapması geleneksel sigortacılık şirketlerine göre, yüzde 30-50 oranında daha düşük maliyet ve önemli bir üretim artışı sağlamaktadır. Özellikle yeni nesil bireysel müşterilerin genel tüketim alışkanlıklarının internet ve web tabanlı servislere yöneldiği düşündüğümüzde gelecek yıllarda sigorta satış kanalları arasında bankaların etkilerini önemli şekilde arttıracakları düşünülmektedir.

BES sistemindeki gelişmelerde bankasurans sistemini olumlu yönde etkilemektedir. 2017 yılında devreye girecek “Otomatik Katılım Sistemi” ile bankalardaki müşteri verisi artacak ve müşteri veri analizi çalışmalarıyla yeni sigorta satışı fırsatları oluşturulacaktır.

Bu veriler ışığında gelecek yıllarda bankasurans kanalında üretimin daha artacağı ve sigorta sektörünün kârlılığını arttıracak birçok ürünün bankalar tarafından müşterilerine sunulacağı düşünülmektedir. Güven unsurunun çok önemli olduğu sigorta sektöründe bankanın güçlü altyapısı, yetişmiş insan kaynakları, ATM, XTM, çağrı merkezi benzeri müşteriyle buluşma kanalları ve internet üzerinden sunduğu ürün satış imkanları bankasurans üretimini daha çok artıracaktır.

YUNUS EMRE YAZICIOĞLU

Limonata Tadında Bir Start Up

erkan-aydoganTeknoloji hızla gelişirken, insan hayatında ihtiyaçların giderilmesinde vazgeçilmez hale gelen dijital tüketim alışkanlıklarımızı da değiştiriyor.
Sigortalıya hesaplı çözümler sunmak ve müşteri ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayabilmek için “Start Up” lar sektörde yeni hizmetler oluşturuyor.
Sektörümüzde şirketler dijital platformlarla ilgili yatırımlarını tamamlamış ve satışlarına başlamışken dağıtım kanallarının da bu konudaki etkinliğini göz ardı etmemek gerekir.
Dijital sigortacılık platformunda Amerika’da günümüz sigorta anlayışını değiştirecek farklı bir start up uygulamasına imza atıldı; Değişimin adı Insurtech firması Lemonade.
Yeni iş modeli akıllı telefon ve web üzerinden sigortalıya poliçe düzenlemek ve benzer riski taşıyan sigortalıların ‘’P2P’ olarak ifade edilen paylaşım ekonomisine dayalı bir sistem ile yapay zeka ve teknolojiden yararlanmak.
Yakın geçmişte Almanya’da Friendsurance ve İngiltere’de Guevera “P2P” modeli ile bu alanda faaliyetlerini sürdürmekteydi.
Lemonade bireysel Segmenti hedef alırken özellikle konut sigortalarında iddialı olduğunu söyleyebiliriz.
Hedef sigortacılığın Facebook’u olmak.
“P2P” modeli diğer platformlardan farklı olarak özellikle şirketin lisanslı bir sigortacı olması, ve poliçe yılı bitiğinde havuzda fon kaldıysa bunu sigortalıları arasında pay edilmesi ve karşılıklı güvene dayalı bir yapıyı da inşa etmesi.
Bu yönü ile Tekafül sigortacılığını da çağrıştırıyor.
Bu iş modelinde sigorta havuzunun genişlemesi ve doğrudan müşteriye basit yöntem ile karşılıklı kazanacakları bir hizmet süreci düşünülmüş.
Özellikle Amerika’da bazı risk yönetim şirketleri sermaye ortaklığına girmiş ve Global reasürörlerle de işbirliği yapılmış olması güven veriyor.
Alışkanlıkları n değiştiği günümüzde farklı bir görüş de; P2P ile başlayıp B2B ye giden bir sürece yönelebilirler, bunu takip edip izleyeceğiz.
Sektöre kısa sürede farklı bir bakış açısı getiren yenilik, geleneksel sigorta şirketlerinin dağıtım kanallarının iş yapış şekillerini gözden geçirmeye ve yeni girişimlerin de sektörde belirmesini sağlayabilir.

ERKAN AYDOĞAN

Sosyal Medyayı Etkin ve Planlı Kullanın

fatih-acer-resimTemmuz ayında sizlerle “Sigortacılık Sektöründe Dijitalleşmenin On Altın Kuralı” başlıklı yazımla buluşmuştuk. Bu yazı o kadar güzel geri dönüşler aldı ki her bir altın kuralı  derinlemesine inceleyerek bir yazı dizisi haline getirmeye karar verdim.

Teknoloji ve internetin hayatımızın bir parçası haline gelmesiyle; her şey dijitalleşmeye ve bizler de bu dijital dünyanın  oyuncuları haline gelmeye başladık. Değişen yaşam stillerimizle birlikte iş yapış şekillerimiz, farklılaşan iş yapışlarımızla birlikteyse sektörümüz değişime uğruyor. Yeni teknolojiler, yeni dağıtım modelleri, değişen müşteri davranışları ve gittikçe zorlaşan yerel, bölgesel ve küresel regülasyonlar sigorta sektörünü değişime zorluyor. Bu değişim sürecinde hakim olmamız gereken en önemli nokta ise dijital süreçler. Dijital süreçlere hakim olmanın  yolu ise sosyal medyayı etkin ve planlı kullanmaktan geçiyor. Sosyal medyada topluluk oluşturma müşterilere ulaşmanın en kestirme yollarından birisidir ama bunun yönetimi kolay bir iş değildir. Online medya ortamları kişilere ve kurumlara, bir ön yüz oluşturur. Sosyal medya profiliniz sizin kimliğiniz, sanal ortamdaki duruşunuzdur. Sosyal medya mecraları üzerinden durumunuzu muhattaplarınızla paylaşırken yeni takipçilere ulaşmak, mevcut ve potansiyel müşterilere iyi bir imaj sunmak için atmanız gereken bir çok adım ve eylem planı bulunmaktadır.

Bu eylem planına maddeler halinde yer verecek olursak;

Bir İçerik Planınız Olmalı

Sigorta sektörü gibi insanların yaşamlarıyla yakından ilgili bir sektörde yapacağınız sosyal medya paylaşımlarıyla müşterilerinizin sorularına yanıt vermeli, yeni bir şeyler göstermeli, onları heyecanlandırmalı ve müşterinizi eğlendirmelisiniz. İçeriğinizi yalnızca reklam amaçlı kullanmanız faydadan çok zarar getirebilir. İşinizin niteliği gereği sosyal medyada güvene dayalı ilişkileri geliştirmek zorundasınız. Ayrıca anlamlı paylaşımlar işinizi kolaylaştırır. “ Ben ne paylaşabilirim ki?” diye düşünmeyin. Bölgesel etkinlikler ve yerel iş yerleri ile ilgili haberleri paylaşabilir, müşterilerinize onlarla ilgili olduğunuzu gösterebilirsiniz. Bunun dışında sigortacılıkla ilgili esprili yazılar ve resimler ekleyebilir, finans yönetimi gibi konuları gündeme getirebilir, müşterinizin merak ettiği ve çoğu kez kendine sorduğu bazı soruları aydınlatabilirsiniz. Ayrıca sigortacılık ile ilgili yasal değişiklikler, sigortayla ilgili genel bilgiler takipçi kitleniz için çok faydalı olabilir.Kendinize yakın gördüğünüz sektörel yayınların makalelerini de zaman zaman paylaşmanızda fayda vardır. İçerik planınız dijital bir kurgununda parçası olmalıdır. En dijital acente olma vizyonuna sahipseniz kurgularınızı ve içerik planınızıda buna göre kurmalısınız. Kurgunuza yönlendirme içerikleri bu kanaldan beslenmelidir.

Sosyal Mecralardaki Topluluğunuzu Büyütün

Sosyal medyada yer almanızın temel amacı, topluluğunuzu büyütmek ve bu topluluğun sizinle sürekli etkileşimde bulunmasını sağlamaktır. Etkileşim; basit olarak, paylaşımlarınızın başkaları tarafından beğenilmesi takipçilerinizin katkısıyla dağıtılması ve sayfanıza yorum yapılmasıdır. Topluluğunuzu büyütme sadece içeriğe bağlı bir konu değildir. Küçük bütçelerle yapacağınız reklamlar, müşteri adaylarının sizi keşfetmesini sağlayabilir. Bugün topluluğu büyütme konusunda sosyal medya mecralarına özel projeler üretilmektedir. Ürün teklifi alınabileceği ve müşterinin seçtikleri acente aracılığı ile poliçe düzenleme olanağı sağlayan sosyal medya üzerinde uygulamalar geliştirilmektedir. Şu an rastlayabildiğimiz örnekler facebook messenger ve whatsapp üzerinden gerçekleşmektedir.

Sosyal medyayı bilgi toplama, müşterileri dinleme bağlantı oluşturma platformu olarak kullanın

Birçok kurum sosyal medyayı reklam yapmanın yanı sıra müşterileri dinleme, bilgi toplama, bağlantılar oluşturmak ve etkinlikler düzenleme amaçlı da kullanmaktadır. Sosyal medya pazarlamasının en önemli bileşeni takipçilerinizi dinlemek ve onlara bir şekilde yardımcı olmaktır. Bu her zaman iyi işleyen bir kuraldır. Sosyal medya profilleri potansiyel müşterilerinizin neler hakkında konuştuğunu ve nelere önem verdiklerini öğrenmek için etkili bir yöntemdir. Sigortacı olarak potansiyel bir müşteri ile buluşmadan önce mutlaka sosyal medya profillerine göz atmanız size kişi hakkında ilginç bir fikir verebilir. Müşterilerinizin daha önce nerede çalıştıkları, kimlerle bağlantıda oldukları(ortak bağlantılar ve rakipler), profillerinde organizasyonlarını nasıl tanımladıkları, nerede okudukları, hangi gruplara üye oldukları, hangi şirketleri takip ettikleri gibi bilgilerine bakın. Sosyal medyada yapacağınız aramada her zaman potansiyel müşteri bulma ihtimaliniz vardır. Bunun için anketler oluşturabilir bu sayede veriler elde edebilirsiniz.

Potansiyel müşterileriniz ile sosyal medyada buluşun

Facebook, Twitter ve LinkedIn gibi iletişim kanallarının çok hızlı patlama yapması, müşterilerin tanıdıkları ve güvendikleri kişilerle iş yapmak istediğinin de bir işaretidir. Bu nedenle acenteler müşterilerinin sosyal medya adreslerini takip etmelidir. Bu yaklaşım, müşterilerinin neyle ilgili olduklarını ve neler hakkında konuştuklarını öğrenmek için etkili bir yöntemdir. Bir diğer etkili yöntem ise dijital alanlara yatırım yaparak yeni müşterilere ulaşmanızı sağlayacak dijital projeler geliştirmek.

Her sosyal medya ağına özel içerik stratejisi oluşturun

Sosyal medya profilinizde sadece pazarlama içeriği yer alması özellikle reklamlara antipati duyan günümüz internet kullanıcıları için olumsuz bir etkendir. Özenle hazırlanmış pazarlama içeriklerinizin yanı sıra müşterinizi bilgilendiren ve eğiten içeriklere yer vermeniz paylaşımlarınızın kalitesini gösterir. Kendi içeriğinizi başkalarının faydalı içerikleriyle birlikte sunun. Linkedin mesleki anlamda zengin gruplarıyla size özellikle işyeri veya kaza sigortaları anlamında hedef kitleniz olan üyeler nezdinde sigortacı olarak kendinizi gösterme fırsatı verir. Yine de bu gruplarda içeriğinizi yayınlamadan önce diğer kullanıcıların nasıl yayın yaptığını gözlemleyin ve grupların kurallarına çok dikkat edin. Sosyal medya paylaşımı yaparken “Bu içerik takipçilerime katkı sağlıyor mu?” sorusunu kendinize mutlaka sorun. Bilgilendirici ve mizah yanı olan yayınlar her zaman daha değerlidir.

Sosyal Medyada Paylaşım Sıklığınızı Planlayın

İçeriğinizi bir kere yayınlayıp bırakmayın. Bir haftada aşağı yukarı 3-4 kez yeni içerik yayınlamak daha yüksek oranda bir kitlenin içeriğinizi görmesini sağlar.

LinkedIn gibi  şirket sayfalarını kullanmayı ihmal etmeyin

LinkedIn iş dünyasının ve profesyonellerin buluştuğu en faydalı sosyal medya ağlarından biridir. Bu anlamda Facebook ve Twitter’dan çok farklı bir kullanım amacına sahiptir. Tamamen iş ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik düzenlenmiş ve kurallarına uyum sağladığınızda sizi değerli müşterilerle buluşturacak bir platformdur.

Linkedin pazarlama çalışmalarınızda öncelikle iyi tasarlanmış ve bilgilendirici bir şirket sayfası oluşturmaya zaman ayırmalısınız. Daha sonra internet sitenize ve e-posta içeriklerinize Linkedin ikonunu ekleyerek şirket sayfanızın reklamını yapabilirsiniz.

Linkedin üzerinden içerik paylaşımının yanı sıra içeriklerinizin veya sayfanızın reklamını yapmanız takipçi sayınızı ve internet sitenize yönelen trafiği artıracaktır. LinkedIn’de reklam planınızı yaparken, lokasyon, şirket büyüklüğü, endüstri, iş ünvanı, uzmanlık ya da kıdem gibi ölçütler ile hedef kitlenizi çok doğru belirleyebilirsiniz.

Ayrıca şirket sayfanızın ne kadar izlendiği önemlidir. Bu noktada sayfa yöneticisine tanınan olanaklardan biri olan LinkedIn analiz araçlarını kullanın. Hangi yayınlarınıza daha çok tıklandığını ve büyüme durumunuzu kontrol ederek pazarlama stratejinizin ince ayarlarını yapabilirsiniz.

Sosyal medya varlıklarınızdaki takipçi ve bağlantı sayılarını da düzenli kontrol edin.

Sosyal medya internet üzerinde arkadaşların, takipçilerin bilgi alışverişinde bulunduğu bir yerdir. İnsanlar sigortaya ihtiyaç duyduklarında güvendiği ve iletişim halinde olduğu acenteyi hatırlayacaklardır. Sosyal medya sayesinde insanların sevdiği ve güvendiği bir yer olabilen şirketler kaçınılmaz olarak daha karlı geri dönüşler almaktadır.

Sektörel Paylaşımları Aktif Takip Edin

Sigorta sektörünün öncü şirketleri ürün tanıtımları kapsamında  sosyal medyayı önemli bir fırsat olarak görüyorlar. Ürünlerini sosyal medya üzerinden oluşturdukları dijital kurguyla kullanıcıya ulaştırıyorlar. Buna en güzel örneklerden biri Anadolu Sigorta’nın geliştirmiş olduğu “Sigortam Cepte” mobiluygulaması. Cepte poliçe dönemini eğlenceli bir reklam filmi ile başlatan Anadolu Sigorta aldığı beğeni ve olumlu geri dönüşlerle sosyal medyada amaçlamış olduğu hedeflere ulaştı.

Generali Sigorta ve Ak Sigorta gibi örnekler ise Facebook üzerinden oluşturdukları uygulamalarla kullanıcılarına sigorta teklifleri sunabilmektedir.

Son günlerde sosyal medyayı kullanarak sigorta sektöründe yapılmış en büyük yenilik ise HDI sigortadan geldi. Facebook Messenger için geliştirilen BOT teknolojisini daha da geliştirerek, müşterilerine Facebook platformu üzerinden online sigortacılık hizmeti sundu. HDI Sigorta bu uygulamasıyla Türkiye ve Dünya’da bir ilki gerçekleştirdi.

Potansiyel Müşterilere Ulaşmak İçin Farklı Yollar Deneyin

Potansiyel müşterilere ulaşmak için değişik yollar deneyin. Telefon görüşmeleri veya e-posta iletişimi yerine potansiyel müşterilerinize faydalı bir içerik bağlantısı sunan bir tweet yollayabilirsiniz. Linkedin’in yaptığı araştırmaya göre LinkedIn InMail hizmeti, e-postaya oranla yüzde 30 daha etkili sonuç veriyor. Bu tür iletileri kısa ve öz yazmaya çalışın. Karşı tarafın size cevap vermesinin, ona ne faydası olacağını nazik ve uygun bir şekilde ifade edin. Sosyal medya kanallarından potansiyel müşterilerinize ulaşabileceğiniz projeler geliştirin. Sigorta ürünlerinin satışını kademeli olarak sosyal ağlardan gerçekleştirin. Her an her yerde ve her platformdan bir sigorta ürününe kolayca ulaşabilmek sizi rakiplerinizden ayıracaktır.

Analiz araçları ile sosyal medya verimliliğini ölçün

Sosyal medyanın en güzel yanı çoğu size bu platformlarda aldığınız aksiyonları ölçümleme imkanı vermesidir. Bu şekilde pazarlama çalışmalarınızın etkili olması için iletişim planınızda küçük düzeltmeler yapabilirsiniz. Böylece sosyal medya pazarlaması çalışmalarınız sırasında da en üretken alanlara odaklanabilirsiniz.
Yaptığınız paylaşımlar veya reklamların size bir dönüşü olmalı. Aksi taktirde sosyal medyada zaman tüketmenin ve kaynak yatırmanın anlamı olmaz.

Sosyal medyada uzmanlaştıkça bazı araçları kullanarak Facebook sayfalarınızı daha iyi analiz edebilir, Twitter Analytics’i kullanarak tweet’lerinizin hangilerinin beğenilip, hangilerinin ilgi görmediğini inceleyebilirsiniz. Bazı pazarlama yazılımları hangi sosyal medya kanallarının internet sayfanıza trafik oluşturduğunu gösterebilmektedir. Aynı zamanda hangi blog makalelerinin ya da ürün tanıtımlarının en faydalı sonuçlar ürettiğini de gösterebilmektedirler. Bu şekilde satış yaptığınız müşterilerin size hangi sosyal medya kanalından geldiğini takip etmeniz mümkündür.

Sosyal medyada planlı hareket ederek gerektiği yerde gerektiği gibi aksiyon alınmalıdır. Sosyal medya kanallarınız her zaman güncel olmalı, içeride bir ekibiniz yoksa mutlaka profesyonel bir ekip ile çalışılmalı. Müşterinin ihtiyaç duyduğu ya da duyacağı sigorta ürünleri sosyal medya kanalları aracılığıyla müşterinin karşısına çıkarılmalı, platforma ya da satışa yönlendirilmeli. Sosyal medyada sigorta uygulamaları geliştirilerek müşterilere daha kolay ve erişilebilir hizmet sunulmalı.

Sonuç olarak;  Tüm dünyanın içinde olduğu bu değişim doğal olarak sigorta sektörünü oldukça fazla etkilemektedir. Son yıllarda teknolojinin hızlı gelişimi ve kitleleri kendine çekmesi, yaş, cinsiyet, milliyet, din, dil, ırk ayırt etmeden, dünyadaki “tüketen” nüfusu internet gibi bir platformda tek çatı altında toplaması, büyük küçük tüm sigorta şirket ve acentelerinin gerçek anlamda iştahını kabartmaktadır. Ayrıca sosyal medyanın ürün pazarlamada sunduğu “sınırsız” imkanlar da sigorta şirketlerinin pazarlama aktivitelerini bu alana kaydırmalarına sebep olmuştur. Sektörde büyük pastayı hedefleyen sigorta şirketleri ve acenteler; sosyal medya alanında yaptıkları profesyonel araştırmalar ve ciddi yatırımlarla  bir adım öne geçmek ve rakipleriyle arayı açmayı istemektedir. Yeniliklere açık olmak, trendleri takip etmek, farkedilmeyeni farkedip ilk olmak, mevcut dinamiklerden en iyi şekilde yararlanmak için yoğun çaba harcayan şirketler, biz AcerPro ailesine de ilham oldular.  2005 yılından bu yana biriktirdiğimiz ve artık hücrelerimizde var olan dijital sigortacılık ve yazılım deneyimimizi; strateji planlama, uygulama geliştirme, dijital pazarlama, medya planlama ve kreatif hizmetlerle harmanlayarak Türkiye’nin ilk sigorta temalı ajansı olan AcerCrea’yı hayata geçirdik ve siz değerli kurum ve kuruluşlarımızın hizmetine sunuyoruz.

Siz de eğer bu değişime uyum sağlamak ve fark oluşturmak istiyorsanız, acentenizin dijitalleşme süreçleri ile ilgili sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duyarım. Aşağıdaki iletişim adreslerinden bana ulaşabilirsiniz.

Web: www.acerpro.com.tr
Web:www.acercrea.com
E-mail: fatih.acer@acerpro.com.tr
Linkedin: https://www.linkedin.com/in/fatih-acer-237b45

Fatih ACER

Bankasurans Teknolojileri Uzmanı

Dijitalleşen Pazar ve Müşteri Tercihi üzerine

erkan-aydoganDijitalleşen Pazar ve Müşteri Tercihi üzerine
Gelişen teknoloji ve hayatımıza katkılarını, bireylerin tüketim alışkanlıkları üzerinde yarattığı dijitalleşme etkisi ile finansal pazarlarda da görmekteyiz.
E-ticaret, Sanal Pazar, Dijital Market gibi terimler hızlı bir şekilde günlük hayatın ve iş yaşamının vazgeçilmezleri arasına giriyor.
Bireylerin tüketim güdüsündeki bu değişim zaman kaybının önüne geçerken serbest piyasa ekonomisinin rekabet ortamını da güçlendiriyor.
Başta reklam verenin ön plana çıktığı ortamlardan, nihai tüketicinin aradığı mal ve hizmeti bulduğu, günümüzde ise hem alıcının hem satıcının bir araya geldiği katı bir rekabetin olduğu ortamların, sanal dünyada ön plana çıktığını ve hızlı bir şekilde yayıldığını görebiliyoruz.
Müşteri tercihlerine baktığımızda güvenilir kanalları tercih ettiğini ve daha da bilinçli bir profil çizdiğini izliyoruz.
Bu noktada Bankaların kurumsal kimliği ve Sigorta Şirketlerinin verdiği güven ile finans sektöründe güçlü bir oyuncu yaratılmış oluyor.
Organizasyon şeması açısından bankalar şube ağı ülke geneline yayılırken dijital platformlar aracılığı ile şubesinin olmadığı yerlerde yaşayan tüketiciye de ulaşabiliyor ve hizmet sunuyor. Hem de bu hizmeti düşük maliyetle ve hızlı bir şekilde tüketiciye ulaştırabiliyor.
Aynı durumu Sigorta Şirketleri için de söylememiz mümkün; acentesi olmayan illerde bile sigorta satışlarını Alternatif Dağıtım kanallarından gerçekleştirdiğini takip ediyoruz.
Özellikle bireysel müşterilerin genel tüketim güdüsünün yoğunlukla internet ve web tabanlı ortamlardan gerçekleştiğini düşündüğümüzde ilerleyen yıllarda Bankasürans kanalının etkinliğinin hızlı bir şekilde artacağını ve bankaların sigorta satış kanalları arasında daha etkin bir role sahip olacağını kabul etmeliyiz.
Sigorta şirketleri tarafından sunulacak ürünlerin dijital kanala ve bankacılık ürünlerine uyumlu; basit, anlaşılır, kolay ulaşılabilir ve tüketiciye fayda sağlayan özellikler barındırması gerekmektedir.

Müşterinin tercihini, maliyet oluşturmayan fakat ek fayda ve ya hizmet elde edeceği ürünler olacağını kabul edersek, önümüzdeki dönemde sigorta sektöründe rekabetin artacağı ve müşteriyi daha çok merkezine alan bir anlayışın hakim olacağını öngörebiliriz.
Genel anlamda satış kuralları değişiyor; satış yapan kişiyi ödüllendirmekten, müşteriyi ödüllendiren bir yapıya dönüşüyor.
Hediye çekleri, indirim kuponları, ödüller tüketici tarafında talep iştahı yaratmaktadır.

Özetle makro etkilere bağımlı olarak değişen piyasa koşullarından, müşterinin tercih edeceği, ihtiyaçlarına hatta fazlasına kolayca ulaşabileceği bir ortama geçiş sürecindeyiz.
Formül yine aynı: “Doğru Müşteri+Doğru Ürün=Mutlu ve Sadık Müşteri “; formülün işleyişinde en önemli kilometre taşı ise “Müşteri Odaklı” olmaktan geçiyor.

ERKAN AYDOĞAN

Dijital Bankasurans Türkiye ve Global 2016 Zirvesi Başlıyor

fatih-acer-resimDijital Bankasurans Türkiye ve Global 2016 Zirvesi başlıyor, Türk Sigorta sektörü Bankasurans ile gelişiyor.

Türkiye banka ve sigorta sektörünün aynı zamanda ilgili devleti aliyenin kıymetli isimlerini bir araya getirerek bankasurans sektörünün ihtiyaçları analiz edip geleceğe taşıyacak Teknoloji ve yöntemlerin konuşulacağı en önemli zirvede konular ve konuşmacılar dikkat çekiyor.

İlki 2015 yılında gerçekleştirilen ve yoğun ilgi gören Dijital bankasurans Türkiye 2015 Zirvesi türkiyede ilk defa düzenlenmişti. Bu sene ikincisi düzenlenecek olan zirveyi AcerPro bilişim teknolojileri şirketi organize ediyor .

AcerPro neden bu etkinliği yapıyor?

AcerPro, 11 yılı aşkın bir süredir, 35 sigorta şirketini 5 bankaya entegre ederek ve bankasurans sektörünün Türkiye’de ve dünyada teknoloji lideri yazılım şirketidir. Bankasurans sektörünü daha da ileri taşımak için yapılacak daha çok şey olduğunun farkına varan AcerPro, bu konuda daha hızlı ve emin adımlarla yol almak amacıyla geçtiğimiz sene Dijital Bankasurans Türkiye konferansını hayata geçirdi. Başbakan Yardımcısı, Ekonomi Bakanlığı, Hazine, TSB, TBB, TSEV, SBM, yurt içinden ve yurt dışından Bankaların ve Sigorta şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin davetli ve konuşmacılardan oluşan, bu sene yapılacak zirvede Hazine’nin dijitale bakışından global ve dijital bankasuransa, yeni sigorta ürünlerinden, satış modellerinde oluşan değişikliklere, müşteri istatistiklerinden, modern ve en son teknlojilerin nasıl kullanılacağına dair pek çok konu başlığı konuşulacak.

AcerPro Hakkında

AcerPro, 2005 Yılında kurulmuş, Online sigortacılık konusunda çözümler üreten, YTÜ Teknopark’ ta faaliyetlerini yürüten yazılım firmasıdır. Hali hazırda, Albaraka Türk, Türkiye Finans, Anadolu Bank, Finans Bank ve Vakıf Katılım gibi bankaların Online sigorta platformlarını geliştirmektedir. Sigortacılık konusunda sürekli olarak yeni teknolojiler geliştirip, kullanım alanlarını arttırmayı hedeflemektedir.

2016 yılı itibaren İsviçre’de de faaliyet göstermeye başlayan ve global teknoloji şirketi olan AcerPro, sigorta şirketleri ile bankaların, brokerların ve acentelerin tüketicilerine daha iyi hizmet sunabilmek amacı ile yeni teknolojileri kullanarak ve dijital sigorta platformları ve bankasurans platformları geliştirerek Türkiye’de edindiği bu tecrübeyi yurtdışına da taşımayı hedeflemektedir.

Günümüz koşullarına baktığımızda, tüm dünya ulusları gibi biz de dijital çağı yaşıyoruz. Bu çağa adapte olabilmek için de atılması gereken adımları atmak zorundayız. Dijital evrilmenin en ihtiyaç duyulduğu alanlardan biri de şüphesiz, sigorta sektörü. Bugün insanlar her ihtiyacını, internet aracılığıyla çözümleyebilmektedir. Hal böyle olunca, sigorta sektörü bu gelişmelere kayıtsız kalamazdı. Bu alandaki ihtiyacın farkına varmak ve ihtiyacı giderme noktasında sorumluluk almak ise Acerpro olarak bize düştü.

AcerPro olarak, 2005 yılından bu yana ‘Online Sigortacılık’ üzerine çalışmalarımızı son sürat sürdürüyoruz. İhtiyaçlar, zamanla değişiyor ve artıyor tabi ki… Herşeye internet vasıtasıyla ulaşan insanlar, artık sigorta hizmetlerine dair tüm detaylara da ulaşabilmekte. Biz bu alanın iddialı oyuncularından olarak, SigortaPro, GatewayPro, BankasuransPro gibi ürünler geliştirdik.
SigortaPro ile sigorta aracılarına online, hızlı ve karşılaştırmalı olarak sigorta işlemleri için platform sunuyoruz. GatewayPro; Türkiyedeki tüm sigorta şirketlerinin tüm branştaki ürünlerine geçit sistemi üzerinden tek bir web servis altyapısı ile erişilebilmesine olanak sağlamaktadır. Bu sayede arcı kurumlar teknolojilerini geliştirmek istediğinde daha hızlı , güvenilir ve kolay bir şekilde çalışmalarını yürütebileceklerdir. BankasuransPro ile banka kullanıcıları, saniyeler içerisinde karşılaştırmalı olarak birçok sigorta şirketinden teklif alabilir. BankasuransPro sayesinde operasyonel yük minimuma inmektedir.

AcerPro, Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark bünyesinde ve TUBİTAK ile Arge çalışmaları kapsamında derinlemesine bir çalışma ile sigorta teknolojilerini geliştirmektedir.

Fatih ACER
Bankasurans Teknolojileri Uzmanı